728 x 90

Küreselden Yerele Medyanın Ahvâli

Küreselden Yerele Medyanın Ahvâli

Bir zamanlar 4.kuvvet olarak anılan medyanın, küreselden yerele tarihi serüvenini inceledik.

Medya, 1787 yılında ilk olarak İngiltere’de kavramsallaştırılıp hayatımızın bir parçası olmaya başladı. Yaşamın içerisinde etkisi ve tesiri öylesine büyük oldu ki İngiltere’de medya için 4. Kuvvet yakıştırması yapılmaya başlandı. O devirlerde İngiltere üzerinde söz sahibi olan (estate) mülk sahibi olan 3 grup bulunmaktaydı. -Avam kamarası, Lordlar kamarası ve Ruhban sınıfı – bunlar Aristocu anlamda politike (politikē archē) siyasal yönetim diyebileceğimiz kuvvetin 3 ögesini oluşturmaktaydılar. Medya ve basın araçlarının gelişimi ile birlikte bu kuvvetlerin arasına 4.Kuvvet olarak medya eklendi. Yeni 4.Kuvvetin görevi bu 3 erk arasında olanları tüm açıklığıyla muhatap kitleye aktarmaktı. 21. Yy ile beraber hem halk kitlesinin dünyada olan biten ile alakalı tecessümünün azalması, hem de 4.Kuvvet olarak düşünülen medya ve basının artık 4.Kuvvet olmaktan çıkıp günümüzün kuvvetleri olan iş dünyası ve siyasete eklemlenmesi sebebiyle 19. Ve 20. Yy’larda ki tutarlılığını ve güvenini yitirmiştir.

Artık bugün dünyadaki herhangi bir ülkede medya var olduğu topraklardaki değer silsilesini ve kavrayış biçimini temsil etmemektedir. Bunun yanı sıra siyasetin ve conglomerate ( yığışım şirketlerin) bir eklemi paralelinde çalışmaktadır.

Dünyada ki bu değişim doğal olarak kuvvet olmaktan çıkan medyanın kitleye verdiği tahribatlara doğru evrilmiştir. Dolayısı ile medyanın topluma verdiği herhangi bir tahribattan söz edilecekse bu medyanın kitleyi kitlevi nitelikte tutması olacaktır. Aynı zamanda bunu medya ve basın yoluyla onarılmasını beklemek tıpkı teknolojinin yıktığını teknolojinin onarmasını beklemek gibidir.

Dünya genelinde ki bu kavramsal kayma bizim ülkemize de biçim değiştirerek yerleşmiştir. Her medeniyetin sivil toplum anlayışı değişiklik gösterse de sivil toplum mülkiyet etrafında oluşturulur. Kendi medeniyetimizin anlayışına dönecek olursak bizim için “Mülk” kelimesi “Devlet” kelimesi ile eşanlamlıdır. Tarih içerisinde devleti yöneten liderlerimize “Melik” denmiştir. Dolayısıyla anlıyoruz ki bizim için sivil toplum devlet tarafından oluşturulur. Bu sebep ile medya ve basının eklemlendiği ve paralel çalışmak istediği noktalar ülkemizde değişiklik göstermektedir.

Tüm bu tarihsel süreç medya üzerinde iki keskin davranış biçimi doğurmuştur. Medyatik Skolastik ve ardından Medyatik Ortodoksi.

Medyatik skolastiğin birinci etkisi medya içerisinde görev alan bu mesleği ifa eden insanların eskiye oranla dil bilgileri, genel kültür durumlarının ve kavrayış yeteneklerini düşürmesidir. Medyanın 4.kuvvet olma durumundan çıkması onu ifa edenlerin dünyaya ve yaşadıkları toprakların taşıdığı değerler bütününe vakıf olma zorunluluğunu da kaldırmıştır. Bu nedenle meslek grubu ülkenin kamuoyunu körleştirmekten, sağırlaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Muhabirler, sansasyonel etkiler yaratacak haberlerin peşinde koşar. Etkileri orta ya da uzun vadede çok daha derin ve kalıcı olabilecek haberleri ise ıskalarlar.

İkincil etki ise dikkat çekmesi gereken hiçbir olayın tırmanmadıkça gündemde yer almasının bir hayli zor olmasıdır. Bu da medyanın programcılık, editörlük ve reji ile ilgili taraflarında yatan zaaflarını bizlere gösterir. Sorunlar, tek başlarına ve kendilerini kuşatan diğer meselelerden bağımsızlaştırılarak; sanki ülkenin yegâne sorunu imişcesine ele alınır. Hâsılı ciddi bir takip ve ilişkilendirme sorunu karşımıza çıkmış olur. Bütün bilinmeden veyahut araştırılmadan parça olaylardan tespit ve tahliller sunulur.

Ciddi ve kaliteli bir yayıncılığının farklı kültürel seviyelere hitap edemeyeceğinin farkında olmak ile beraber bahsettiğimiz sorunlar prime time veyahut eğlence programlarının konusu değildir. Düşünmesi ve doğru bilgilendirilmesi gereken insanları sansasyonel haberler ve içeriklerle geçiştirmek ancak kolaycılık ile açıklanabilir. Sorunlar arası ilintilerin görmezden gelinmesi tekil olaylarda lüzumlu lüzumsuz abartılar kullanılması toplumun medyaya karşı yabancılaşmasını doğuruyor.

Medyatik skolastiğin gerçekleştiği bir alanda medyatik ortodoksinin peşinden gelmesi ise kaçınılmazdır. Bu sefer de izleyici tarafının saflaşması, kitle niteliklerinde donup kalması ve düşünmenin ortaya çıkamaması izleyicileri kendi içinde kamplaştırır ve her topluluğun sadece kendi medyasını takip etme eğilimini doğurur. Takipçi bireyler onlara sunulan içeriklerle oyalanırken medyanın eklemlendiği kesimse sadece kendine dair haberler üretmek ister. Bu da medyanın varoluş ilkesini zaafa uğratır. Tenkit ve düşünme mekanizmasını dondurur. Böylece ortaya hiç kimsenin bir diğerinin içeriğinin dikkat kesilecek bir inancı kalmaz. Bu da toplumda karşılıklı etkileşim ve etkileme gücünü düşürerek donuk bir kamplaşma kültürü oluşturur.

Medya ve basın kavramının tarihsel süreci yerel medya ve basın kuruluşlarını da doğal olarak etkilemiştir. Şehrimiz özelinde basın ve yayın organları genellikle hala geleneksel yöntemlerde sürmektedir. İletişim ağlarının çok geliştiği bu dönemlerde Sakarya’da basından kast ettiğimiz şey 10-15 adet gazete ve internet sitesinden ibarettir. Televizyonculuğun henüz oluşmadığı (yakın zamanda deneme çalışmalarının yapıldığı) ve popüler kültürün en çok kullanım aracı sosyal ve dijital medyada bir hayli zayıftır. Görselliğin ve biçim tarzının eski olduğu basın ve yayın organları doğal olarak tam randımanlı çalışmamaktadır. Yazılı basının etkin olması aynı zamanda basın organın sosyo-kültürel haberleşme aracı değil bir politik araç olarak kullanılır olmasına da bir işarettir bu sebep ile sıcak haber dışında bir yönelim olmaması gayet tabiidir. Tüm bu tespitler halk kitlesi ile medya iletişiminin politik olduğuna işarettir. Bu ilişki şehirde basın ve yayın organlarının daha çok yerel yönetimlerle ilişkili olma mecburiyetini doğurur. Doğal olarak halk ile kurulan ilişki sosyal yaşam endeksli olmadığı için basınının hayatını devam ettirebilmesi yerel yönetimler veya politik daire aktarımını gerekli kılar.

Biz de bu çerçevede Sakarya basınına yönelik bazı önermelerde bulunmak istedik;

Her şeyin dijitalleşmesi veya dijitalleşeceği inancında değiliz. Ancak sosyal medya bugün haberleşmenin en güçlü enstrümanlarından biri. Bu açıdan gazeteler ve internet gazeteciliği yapanlar nitelikli gördükleri haberleri nitelikli bir şekilde sosyal medyaya yönelik yalın ve güvenilir dairede hazırlamalı ve paylaşmalıdır.

Medyanın sadece sıcak haber ve politik denkleminden çıkarılması duygu olarak rahat bir zemine çekilmesi gerekmektedir. Ayrıca bu düzenleme şehrin politikacılarını da rahatlatacak ülke yönetiyormuşçasına göz önünde olmanın verdiği zorluklardan kurtulacaklardır.

Medyanın sıcak haber ve politik denklemden çıkarılabilmesi için geniş ve derin bir düşünce-eylem planı hazırlanmalıdır. Yani şehrin kültürel, sosyal, sosyo-ekonomik, ekonomik, akademik vb. meseleleri irdelenip haber değeri bulunanlara gazete, site, sosyal medyada daha çok yer verilebilir.

Üniversitelerle iş birliği içerisinde, ilgili bölümden öğrencilere yönelik eğitim süreci boyunca 2-3 yıllık deneyim imkânı sağlanabilir. Bu hem öğrencinin gelişimi hem de ilgili medya kuruluşunun geniş içerik üretebilmesi açısından zenginlik sağlayabilir.

Gazeteler özel sektöre yönelik reklam ve tanıtım çalışmalarına ağırlık vermelidir. Bu reklam ve tanıtım süreçleri özellikle sosyal medya üzerinden profesyonel şekilde organize edilirse medya kuruluşları yerel yönetimlerden ziyade özel sektörden maddi olanak temin edebilir. Bu da bir medya kuruluşunun daha özgür ve özgün hareket etmesini sağlayacaktır.

Medya patronları politik düzlemde kurdukları ilişkileri hiçbir türlü mecralarına yansıtmamalıdır. Ancak bir medya kuruluşunun yanlış gördüğü bir konuya dair yapıcı eleştirilerde bulunması tabiidir. Günümüzde medya teşebbüsünde bulunan birçok girişim hiçbir takipçisi olmadığını bildiği halde mecralarını operasyonel amaçlarla kullanmaktadır. Bu girişimlerin ana sebebi politik veya ticari çıkarlar ekseninde oluşmaktadır. Bu sinerji içerisinde kamuoyuna nitelikli haber ve içerik üretmek en arka plandadır.

Kamu veya yerel yönetimler bu medya kuruluşlarıyla “algı” düzleminde değil “kamuoyunu nitelikli bilgilendirme” düzleminde ilişki kurmalıdır. Medya meselenin künhüne vakıf olursa algı maksatlı haberleri süzgeçten geçirir ve köpürtülmüş içeriklere set çekebilir. Bu da ancak belirli ekonomik ve düşünce serbestliğinin oluşması sayesinde olacaktır.

Sonuç:

Şehrimiz yerel medyasında şüphesiz özgün çalışmalar yapan medya kuruluşları vardır. Saygın gazetecilerimiz bulunmaktadır. Ancak kendi değerini üretmeyen medya, ‘bazı kazanımlar’ için değer üretmekte hantal davranabilir, hatta değer üretmeye gerek duymayabilir. Bunu kırmak maksadıyla üzerine uzunca düşünmeli, yeni ufuklara yelken açmalı, şehrimizi iyi tanımalı, uzun vadeli hesaplar yapmalıyız. Ekonomik durumlar her zaman ana unsur olarak karşımızda dursa da, inanıyoruz ki samimiyet ve nitelik buluşunca beraberinde güzel açılımlar getirecektir.

Aradıkça dirisin, aradın ve mecalsiz kaldı kibrin.

Aradın ve anladın. Haber almakla yol tüketilmiyor,

Arayış sahici vaktine erişsin istiyorsan.

Senin kendin Haber olsa gerekir.

Yazar: Çağatay Tunçat

Son Yazılar